MEMLEKET VE YAZ MEVSİMİ
“Bülbülü altın kafese koymuşlar yinede vatan demiş.” Bu bülbülün bir bildiği vardır elbet.
Memleket özlemini öğle derin hislerle ifade ediyorum ve o kadar sık tekrarlıyorum ki görende beni “tutsak” sanacak.
Yıllar geçtikçe memlekete olan özlemim artarken, geri dönme ihtimalim de tam aksine azalıyor. Ya da ben öğle hissediyorum.
On yıl önce köyümde yaşadıklarım şimdi bana “yaşanmamış yıllar/sanki yaşanmış yıllar” gibi geliyor.
Ben üzülüyorum ama yıllar bana inat geçiyor…
Dağlar çoğalıyor…
Yollar uzuyor…
Zaman daralıyor…
Memleketim büyüyor gözlerimde…
Ben küçülüyorum…
Evet, zamana inat ben direniyorum…
Büyük şehrin renkli ve gizemli dünyası beni cezp etmiyor.
Bu şehirde, büyük olanaklar büyük esaretler doğuruyor.
Gün geliyor şehrin duvarları daralıyor üzerime doğru, gün geliyor ayağımın altından kayıyor şehrin caddeleri ve yolları.
Ben korkuyorum ama insanlar bana inat bu şehri seviyor.
Şehir insanları çoğalıyor…
Kolları uzun insanların, burunlarıda uzuyor…
Bu şehir insanlara yalan söylüyor ama insanları böyle istiyor.
Şehir öldürüyor…
Memleketim kucaklıyor…
Memleketimin toprağı bol, şehrin insanı…
İnsan mı topraktan çıkar, toprak mı insandan…?
Yazın çekilmez olur şehirler.
Güneş şehirde daha bir yakar benliğimizi.
Memleketimde güneş şefkatle okşar tenimi.
Rüzgâr serince değer tenime.
Şehirde geceler ışığa rağmen karardıkça kararır.
Memleketimin sabahı kadar, gecesi de ferahtır.
Şehirde çalışmak gerer insanı.
Köyde çalışmak yorar insanı.
Bu nedenle yazı daha bir güzeldir memleketimin.
Memleketimde insan yoruldukça kendine gelir.
Rahatlar insan çalıştıkça… Tarlasıyla, bahçesiyle, bostanıyla…
Şehirde yaz zor geçer: Temmuz yakar Ağustos kavurur.
Oysa memleketimin baharı kadar yazı da güzeldir.
Yazın memleketimin yaylaları göğe daha bir yakındır.
Yeşil ile mavi alt-üst olur karışır birbirine.
Bu yüzden gök yakındır bize.
Küçük bir dağ gölüne sığdırırız koca göğü.
Ne var ki şehrin denizleri dar gelir göğe.
Ormanlar, memleketimin en nadide süsüdür.
Memleketimin insanı ağacı sever.
Bu yüzden ormanlar, hayat bahşedermişçesine cömerttir insana.
Şehirler insana kıydığı gibi şehrin insanı da orman kıyar.
Güneş şehirde insanı yakar.
İnsan da ormanı…
İnsanın ciğeri şehirde yanmaz.
Çünkü taş olmuştur insanın yüreği.
Tıpkı şehrin duvarları ve kaldırımları gibi.
Memleketimde bacalardan duman tüter ama bu şehirde çok ocaklar söner.
Onun için memleket güzeldir.
Memlekette yaşamak daha da güzel…
Yazın memleket toprak kokar, çiçek kokar, yağmurdan sonra rahmet kokar.
“Hangi memleket daha güzeldir ?” sorusunun hiç önemi yok.
Allah her memleketi güzel yaratmış.
Önemli olan güzeli görebilmektir…
Güzel düşünebilmektir…
Güzel olanı isteyebilmektir...
Güzel olana gönül verebilmektir…
Biz, Rabbimizin bize bahşettiği güzelliklere sevdalandık…
Sevmesi de güzel, hasreti de güzel, vuslatı da güzel…
Bize bu şehirlerden yar olmaz…
Bu sevdamız bizi elde bırakmaz…
Selam yurdunda buluşmak temennisiyle…
Memleket sevdalılarına selam olsun.